Özün Tekin’ in “Ne Orada Ne Burada” kitabına dair…

“Emekliliğim gelsin, bir kıyı kasabasına yerleşip sessizliğe çekileceğim.” Bu sözler, son zamanlarda adeta moda oldu. Belki buna benzer ifadeleri sizde çevrenizden duymuşsunuzdur, belki kendiniz de bu tür cümleleri kuruyorsunuz. Çevrem, bu hayalleri kurup, iş ciddiye binince alışık olduğu düzeni bozmaya gözü kesmeyenlerle dolu. Ne oluyor o eşikte? Planlar yapmak, hayaller kurmak kolay da insanın imkanı varken hayallerini gerçekleştirmesini ne engelliyor. Bunun sorularını bulduğum bir kitapla tanıştım; genç bir yazar, kendi yaşantıları aracılığıyla  içtenlikle kaleme almış.  

Özün Tekin tarafından yazılan Ne Orada Ne Burada, göçmenlik deneyiminden yola çıkarak bireylerin karar verme süreçlerinde kilitlenip eyleme geçemediği o kritik anlara ayna tutuyor. “Bir Dönüşüm Rehberi” altbaşlığıyla yayımlanan kitap;  gidip de yerleşemeyenleri, bir süre yerleşse de geri dönenleri ya da zihninde taşıdığı “hayalet bavullarla” asla yola çıkamayanları acı olsa da yüzleşmeye ve içsel bir yolculuğa davet ediyor. Yazar, kişisel göçmenlik yaşantısından yola çıkarak yalnızca coğrafi bir kırılmanın eşiğindeki insanları değil, kararlarını askıda bekletenleri de  ilk adımı atıp, eşiği geçmeleri konusunda cesaretlendiriyor.

Bu Mesele Sadece Göç Edenlerin Sorunu Değil

Metin, ilk bakışta mekânsal bir değişiklik izleğinde gelişen bir süreç, bir taşınma hikayesi, göç sorunsalları gibi görünse de okur, satırlar ilerledikçe konunun çok daha derin olduğunu fark ediyor.  Değişenin sadece adresler değil; insanın kendine ve geride kalanlara bakışı olduğuyla yüzleşiyor. Dolayısıyla genç bir kalemin kişisel deneyimlerinden damıttığı, bu samimi satırlar, içinizdeki göçlere,  çıktığınız yolculuklara, tasarladığınız yeni hayatlara ya da bir türlü cesaret edemediğiniz yollara kapı aralıyor.

Dolayısıyla sadece göç konusunda değil, yapmak istediklerimizi adlıya aldığımız, geçmişe dönemediğimiz, geleceği bilemediğimiz ama bugünü yaşamayı da ertelediğimiz o kritik anları aşmada elimizden tutmaya çalışıyor. Bunu yaparken kurduğu YKV sisteminde okurları için “yüzleşmeye”, “kabullenmeye” ve “var etmeye” doğru bir yol inşaa ediyor. Yüzleşmenin zorlayıcı taraflarına dair açıklamaları,  “Açık Bavul” tanımı ve metaforu, teslim olma ile kabullenme arasındaki ince sınıra yaptığı değini ve değişimin önce insanın içinde başladığını fark ettirmesi kitabın en güçlü yanları.  

“Açık Bavul” ve “Hayalet” Yükler

Yazarın kendi ifadesiyle “Açık Bavul”, yeni bir aidiyet arzusuyla gidilen, ancak eşyaların günlerce dolaba kaldırılamadığı o askıda kalma hâlini simgeliyor. Her an dönecekmiş gibi olma, geride kalana yaslanıp bugünü yaşayamama halinin fiziksel anlatımı olan “Açık Bavul”  aslında hepimizin hayatında bir şekilde kapağı açık bekleyen o tanıdık nesnedir. Sadece yeni bir eve taşındığımızda, yeni bir şehre adım attığımızda değil, hayatımızda yepyeni bir sayfa açmaya yeltendiğimizde de karşımızdadır. Bir türlü adını koyamadığımız duygular, ifade edilemeyen ve yerini bulmayan bir öfke, kendimizi güvensiz hissettiğimiz ortamlarda tetiklenen gerişimler, ertelenen vedalar ya da tamamlanmamış başlangıçlar… Bunların her biri, kapatamadığımız bir bavulun içinde bekleyen eşyalara ve aslında içinizdeki yüklere dönüşebilir. Yazarın, göç deneyimi sonucu ulaştığı ve “Açık Bavul” olarak tanımladığı donakalma hali, hepimizin yaşamımızın belli dönemlerinde deneyimlediği yaşantılardır.

Anlaşıldığı üzere; herkesin kendinden bir şey bulabileceği Ne Orada Ne Burada, yalnızca bir yer değiştirme, taşınma  hikâyesi anlatmıyor. Bu kitap gitmenin, kalmanın, dönmenin ve yeniden başlamanın insanda bıraktığı psikolojik izlerin peşine düşüyor.  Bir yere yerleşememenin, kendimizi bulunduğumuz yere ya da insanlara, sosyal yapıya ait hissedememenin bazen o yere, bazen kendimize, bazen de geçmişten taşıdıklarımıza dair olduğunu hatırlatıyor. Performans ödevleri, okurunu bilişsel sorgulamalara iten, duygu ve düşünceleri ile eylemleri arasındaki ilişkiyi tanımaya dönük sorularıyla;  o sınır yaşantılarda adım atmak için içimizdeki gücü keşfetmemize olanak tanıyor.  

Geleceğe Bakmak Geçmişi Reddetmek midir?

“Ne Orada Ne Burada” insanın göç ettiğinde ya da hayatına yeni bir sayfa açtığında geçmişin geride kaldığı yanılgısına düştüğü gerçeğini de göz ardı etmiyor. Birey üzerinde yaşantıların bıraktığı izlerin,  yolcunun geride bıraktığı mekanların hissettirdiklerinin de  kişiyle birlikte seyahat ettiğini vurgular. Böylelikle bir yerde bu kitap, içimizde şehir şehir, ev ev, insan insan taşıdıklarımızla da bizleri yüzleştiriyor.

Belki de kitabın “hayalet bavul” dediği şey tam da bu farkındalığa işaret ediyor. Hep gitmeyi, hep yapmayı, hep başlamayı konuşuyoruz da bir türlü o bavulu neden hazırlayamıyoruz: O bavula sığdıramayacağımız ne var? Geride bırakmaya korktuğumuz ilişkilerde, söyleyemediğimiz sözlerde, alışamadığımız şehirlerde, kendimizi bir türlü ait hissedemediğimiz odalarda… Bavul bir türlü toplanamıyor ama   belki de asıl açılmayı ve yerleşmeyi bekleyenler içimizdekiler… İşte bu kitap, insanı en çok da bu gerçekle vuruyor.

Bir Yerleşme Biçimi Olarak “Açık Kalmak”

Ne Orada Ne Burada, bir türlü harekete geçilemeyen arafta kalma durumunu bir eksiklik, bir yenilgi ya da bir başarısızlık olarak görmeyi reddediyor. Yazarın Psikoloji uzmanlığı da en çok burada kendini hissettiriyor. Göç deneyiminde ya da yeni başlangıçlar arafesinde okurun yaşayacaklarının farkında, onu yargılamayan, koşulsuz kabul eden, içten bir ses duyuyoruz.

Buradan  bavulun son parçasına kadar boşaltıldığı kusursuz bir düzenin bize sunulmayacağını da  fark ediyoruz. Bazı bavulların neden hâlâ açık kaldığını, o kapakların neden kapanamadığını anlamaya çalışmak da aslında hayata ve kendimize yerleşmenin bir başka yoludur, sonucuna ulaştığımızda ise yazarın da dediği gibi “asıl yolculuk şimdi başlıyor.”

Yasemin Şengör