Unutkan Masal

Yasemin Şengör

İçime sakar bir akşam batıyor,

Çok karanlıktı, düşlerime ayağım takıldı.

‘sana güzel bir ev alalım’ kaktüsüne çarpıp,

Kalbimi yere döktüm anne.

 

Galiba bu unutkan masal da ondan sonra başladı,

Bir yokmuş, bir varmış zamanlarda,

Develer berber pireler tellal iken,

Bir ayağım iki cam pabuca sığmadı.

 

Ya da onun gibi bir şeyler…

 

Bana bir daha kaktüs alma anne,

Hem en güzel ev senin yanındı.

 

Sana bu deliliklerimi,

Uzun zamandır darmadağın bir kalple yaşadığımı

Ve vallahi geceleri kendimden dışarı çıkmadığımı,

Vallahi anne…

Söylemek için yazıyorum.

Ah! Hayır!

Mektubumun sonunda sana

‘nasılsın’ diye sormayacağım,

Çünkü göğüs kafesinde yaralı kuşlar çırpınan anneler iyi olmazmış, biliyorum.

 

Ah! Anneeee!

Dizlerime yaralar açan çocukluğum çoktan bitti,

Şimdi kim koyuyor bu irinli oyukları böğrüme!

 

Geçen gün hayat,

İki yakama yapışıp

‘Bu böyle sürmez ‘ dedi.

Otuzumu geçmişim,

Koca kız olmuşum,

Elalem büyümüş,

Ben de büyümeliymişim

Hem dünya da değişmiş

Beyaz atlı prens, kurbağa kızı artık öpmeyecekmiş.

 

Ya da onun gibi bir şeyler…

 

Büyümek zor diyorlar anne

Doğum sancısından beter ağrıyormuşsun.

Beni büyütmesinler, ninnilerine söyle…

Vallahi ben çorbanın tuzunu taşırıp,

Yemeği ocakta fazla kaçırıyorum,

Soğuk gecelerinde kalbimin,

Kendim diye bebeklerime sarılıyorum.

 

Hem ben büyürsem

Şimdi kim toplayacak bu kalbi yerden,

Şimdi kim, toplayacak bu kalbi yerden.